İntihar aşkı öldürmüyor


Asaf Hanuka’nın çizimleriyle Etgar Keret’in öyküsü, siyah-beyaz-gri bir düzlemde kalp acılarını başka bir boyuta taşıyor.


Yüksek bir binadan aşağıya atlayanlar, kafasına silahı dayayıp tetiğe basanlar, avuç avuç hap yutanlar... Bilek Kesenler, sadece intihar edenlerin gittiği bir ‘öbür-dünya’da olan biteni, bir aşk öyküsünün izini sürerek anlatıyor. Ne var ki tuhaf bir yer burası, intihar eden kişinin geldiği yerden pek de farkı olmayan, iç sıkıntısı ile karamsarlığın kol gezdiği, her günün bir diğerine benzediği bir âlem... Yegane kurtuluş ümidi, bir mucizeye tanık olmak ve aşkı bulmak.
Etgar Keret’in Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü’nde yer alan öyküsü Kneller’in Mutlu Kampı’ndan uyarlanan Bilek Kesenler, intihar edenlerin gittiği bir ‘öbür dünya’da geçen dokunaklı bir aşk öyküsü anlatıyor. Beşir’le Vals filminden hatırlayacağımız Asaf Hanuka’nın çizimleriyle Keret’in öyküsü, siyah-beyaz-gri bir düzlemde kalp acılarını, yaşam kaygılarını ve gündelik hezeyanları, bizlere fazlasıyla tanıdık gelen başka bir boyuta taşıyor. Burada herkes hüzünlü, herkes bıkkın; burada herkesin kalbi kırık... Ve tıpkı yaşarken olduğu gibi, burada da yeşeren umutlar var, her şeye rağmen.
Goran Dukic’in yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanan Bilek Kesenler, Keret’in hüzün ve yaşama sevinciyle ördüğü öyküye Asaf Hanuka’nın çizimleriyle yeni bir soluk kazandırıyor.

Bilek Kesenler, siyah, beyaz ve griden ibaret bir dünyada sıkışıp kalanların yürek acılarından ve günlük mücadelelerinden yola çıkıyor. Yaşamayı başaramayan, ölümü taşıyamayanların umut dolu arayış ve pişmanlıkları, bu sevecen ve karanlık öyküde mucizelerle birleşerek onlara rehberlik ediyor. Keret ve Hanuka, Bilek Kesenler’de intihar sonrası ‘yaşanan’ dünyada fazlasıyla tanıdık ve insancıl bir öykü anlatıyor, yaşam kadar çetrefilli ve karanlık, yaşam kadar sürprizli.
Ve her nasılsa, herkes öldürüyor sevdiğini, ama intihar aşkı öldürmüyor.
“Hiç kimse bir şeyin ilk seferinden ölmez, ölmeyi çok istemediği sürece elbette.”


Kaynak: ntvmsnbc
Devamını okumak için tıklayın..

Erdal Öz Ödülü Cemil Kavukçu'nun

Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü, Cemil Kavukçu’ya verildi.




2013 Erdal Öz Edebiyat Ödülü Cemil Kavukçu’ya verildi. Semih Gümüş, Enis Batur, Feride Çiçekoğlu, Turgay Fişekçi, Kaya Genç, Handan İnci ve Can Yayınları adına Zeynep Çağlıyor’dan oluşan Seçici Kurul, bu yıl altıncısı düzenlenen ödülün, “öykü türünde gösterdiği ısrarlı çalışma, öykücülüğümüze kazandırdığı yeni tipler ve anlatım yöntemleri, üretkenliği ve öykünün edebiyatın gündeminde kalması için gösterdiği kişisel ve yaratıcı çaba” nedeniyle, Kavukçu’ya layık gördüğünü açıkladı.
Basın toplantısında konuşan Erdal Öz’ün oğlu ve Can Yayınları Genel Müdürü Can Öz, ‘’Siyaset, ekonomi gibi konuların ne kadar değişken olduğunu görüyoruz. Bunların arasında kalıcı olan edebiyat’’ diyerek, edebiyatın öneminin her geçen gün daha çok hissedildiğini söyledi.
Toplantıda konuşan Seçici Kurul Başkanı Semih Gümüş ise ödülün yer aldığı kurulda olmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Erdal Öz ile olan yakınlığı sebebiyle, bu ödülün kendisi için de çok anlamlı olduğunu belirtti. Can Yayınları’nın kurulduğu günden bu güne nitelikli edebiyat yayıncılığı yaparak büyüdüğünü belirten Gümüş, altı yıldır görev yaptığı Erdal Öz Edebiyat Ödülü Seçici Kurulu’ndan bu yıl ayrılacağını ve yerine Asuman Kafaoğlu Büke’nin geçeceğini de sözlerine ekledi.
Cemil Kavukçu’nun ödülü, 30 Nisan Salı günü Pera Palas’ta düzenlenecek törenle teslim edilecek.
2008 yılında verilmeye başlanan ödül, Handan Börüteçene’nin yaptığı bir ödül heykelciği ve 15.000 TL’den oluşuyor. Erdal Öz Edebiyat Ödülü geçtiğimiz yıllarda, Gülten Akın, Nurdan Gürbilek, İhsan Oktay Anar, Şavkar Altınel ve Murathan Mungan’a verilmişti.
Devamını okumak için tıklayın..

Shakespeare 'acımasız' bir iş adamıymış


Bir grup akademisyenin tezi, İngiliz edebiyatçının, kıtlık döneminde tahıl stoklayan ve vergi kaçıran biri olduğu iddiasında.


Dünyanın en seçkin drama yazarı olarak kabul edilen İngiliz edebiyatçısı Shakespeare, aslında 'acımasız' bir iş adamıymış.
Galler'deki Aberystwyth Üniversitesinden bir grup akademisyenin yaptığı araştırma, ünlü ozanın, kıtlık döneminde tahıl işinden para kazanan 'acımasız' bir iş adamı olduğunu gösterdi.
Akademisyenler, mayıs ayında Galler'de yapılacak Hay Edebiyat Festivali'nde sunulacak tezlerinde, Shakespeare'in, aynı zamanda tahıl tüccarı olduğunu, çevreye borç para verdiğini ve vergi kaçırdığını ileri sürdü.

Shakespeare'in sıklıkla görmezden gelinen iş anlayışı incelenmeden tam anlamıyla anlaşılamayacağını savunan, Aberystwyth'de Ortaçağ ve Rönesans edebiyatı dersleri veren Jayne Archer ve meslektaşları Howard Thomas ile Richard Marggraf Turley, edebiyatçının Stratford-upon-Avon kasabasındaki bu yaşantısının ayrıntılarını ortaya çıkarmak için arşivleri taradı.
Akademisyenler, tezlerinde ''Shakespeare'in, 15 yıl süresince komşularına ve yerel tüccarlara şişirilmiş fiyatlara satabilmek için tahıl, malt ve arpa satın alarak stokladığını, ürünler için kendisine tam ödeme yapamayacak (ya da yapmayacak) kişilerin peşine düştüğünü, kazançlarını borç para verme işinde kullandığını'' yazdı.
Tezde, yetkililerin, vergi kaçakçılığı yüzünden Shakespeare'i takibe aldığı, 1598 yılında kıtlık sırasında tahıl istiflemekten hakkında kovuşturma açıldığı ifade edildi.
Akademisyenler, tezlerinin, edebiyat severlerde şok etkisi yaratabileceğini ancak modern okuyucuların ve bilginlerin, Shakespeare ve onun döneminde yaşayanların karşı karşıya oldukları acı gerçekler hakkında bilgi sahibi olmadıklarını belirtti.
Jayne Archer, Shakespeare'in bu yönlerinin, eleştirmenler ve bilginlerin, yaratıcı dehanın aynı zamanda kendi çıkarıyla hareket ettiği fikrini uygun bulmayacakları için görmezden gelindiğini söyledi.
Archer, Shakespeare'in, 16. yüzyıl sonuyla 17. yüzyıl başında yaşadığını ve eserlerini kaleme aldığını belirterek, alışılmadık soğuk ve aşırı yağışların kıtlığa neden olduğu bu dönemin, 'Küçük Buz Devri' olarak bilindiğine dikkati çekti.
Akademisyen Archer, bu dönemde yaşanan gıda sıkıntısının, kıtlıktan harap olan antik Roma'da geçen 'Koryalanus' dahil olmak üzere Shakespeare'in oyunlarına yeni bir ışık tutabileceğini, 'Kral Lear'da da kıtlığa değinildiğini kaydetti.
Archer, Shakespeare'in 'acımasız' bir iş adamı olması fikrinin, hassas sanatçının romantik görüşleriyle uyum içinde olmayabileceğini ancak edebiyatçının çok sert yargılanmaması gerektiğini ifade ederek, ''Shakespeare'i, açlığın adamı olarak hatırlamak, onu çok daha insan, çok daha anlaşılır ve çok daha karmaşık yapar'' dedi.
Shakespeare uzmanı Jonathan Bate, Sunday Times gazetesine yaptığı açıklamada, Archer ve meslektaşlarının, çok değerli bir araştırma yaptıklarını ifade etti.


Devamını okumak için tıklayın..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...